1921 yılında insülini bularak diabet hastası milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan Fredrick Bantig'in doğum yılgünü anısına, her yıl “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” olarak düzenlenmekte ve çeşitli etkinlikler yapılmakta.
1991 yılından beri düzenlenen, Dünya Diyabet Günü'ne dünyanın 125 ülkesinden, Uluslararası Diyabet Fedarasyonu üyesi 150'yi aşkın kuruluş katılmaktadır. Diyabetin sebepleri, belirtileri, tedavisi ve neden olabileceği organ tahribatları açısından halkı aydınlatmak amacıyla düzenlenen bu günde, çeşitli etkinlikler vasıtasıyla diyabetin yayılmasından duyulan kaygılar dile getirilmeye çalışılmakta.
Ülkemizde 2.6 milyon diyabetli ve 2.4 milyon diyabet adayı olmak üzere toplam 5 milyon kişi diyabetle mücadele etmektedir.
Şeker Hastalığı Nedir Ve Nasıl Oluşmaktadır?
Tıp dilinde diabetes mellitus olarak bilinen şeker hastalığı, ömür boyu devam eden ve pankreasın yeterli derecede insülin salgılayamamasından ve salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılmamasından kaynaklanan kronik bir hastalıktır.
Pankreas Nedir?
Pankreas midenin hemen arkasında yer alan, insülin üreterek, ihtiyaç duyulduğunda bu insülini kan dolaşımına veren organımızdır. İnsülinin pankreastaki beta hücreleri tarafından üretilen ve kan glukoz düzeyini kontrol eden hormona verilen addır. Kandaki glukozun enerji maddesi olarak hemen kullanılmasını veya karaciğerde depolanmasını kolaylaştırır. Sağlığımız için besinlerdeki enerjinin kullanılması önemlidir. Besinlerdeki karbonhidratlar glukoza dönüşerek parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz kana karışır ve kandaki glukoz düzeyi artmaya başlar. Yükselen kan şekeri pankreastan insülinin salınarak kana geçmesini arttırır. İnsülin glukozun hücreye girişini kolaylaştırır. Hücreye giren glukoz burada enerjiye dönüşür. Böylece kandaki glukoz düzeyi düşer. Eğer bu sistem işlemez ise kandaki glukoz düzeyi artar. Kan glukozunun düzenlenmesindeki bu bozukluk şeker hastalığını meydana getirir.
Diyabet Riskini Taşıdığımızı Nasıl Anlayabiliriz?
Normal bir insanın kandaki glukoz düzeyi 70-110 arasındadır. Eğer bu değer aç karnına 126 mg'dan büyük ya da eşit ise veya herhangi bir kan şekeri 200 mg.'ın üstünde ise diyabet teşhisi konur. Kan şekerinin 110-126 mg arasında olmasına bozulmuş açlık kan şekeri denir ve bu kişilerin de diyabete geçiş riski olduğundan dikkate alınmalıdır.
Kaç Tip Diyabet Hastalığı
Vardır?
Başlıca iki tip diyabet vardır. Bunlar, tip 1 ve tip 2 diyabet olarak adlandırılırlar.
Tip 1 Diyabet : En yüksek görülme dönemi ergenlik çağındadır. Diyabet vakalarının %10'u tip 1 diyabettir. Tip 1 diyabetin gerçek nedeni tam olarak açıklanmamıştır. Ancak bazı risk faktörleri vardır. Bu faktörler; ailesinde başka tip 1 diyabet hastası olması, pankreasa zarar veren virüsler, vücudun kendini savunma sisteminde baş gösteren ve vücuttaki insülin yapan hücrelerin tahribiyle sonuçlanan bir sorun olarak sıralanabilir.
Tip 1 diyabet hastalarında insülin salınımı çok az ya da hiç yoktur. Bu yüzden tedavilerde cilt altından insülin yapılır. Buna ek olarak diyabet eğitimi ve egzersiz tedaviye eklenir.
Tip 1 Diyabetin Belirtileri Ve Tedavisi Nedir?
Sık idrara çıkmak, çok su içme, çok yemek yeme, nefeste aseton kokusu sayılabilir. Bu durumda tedaviye bir an evvel başlanmaz ise diyabet koması ortaya çıkabilir. Tip 1 diyabetin tedavisi diyet, egzersiz, insülin ve eğitim ile olur.
Tip 2 Diyabet : Erişkinlerde görülen diyabettir. Pankreas insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzeri kişilerde ortaya çıkar.
Tip 2 Diyabetin Belirtileri Ve Tedavisi Nedir?
Sık idarara çıkma, çok su içme, çok yemek yeme, kilo kaybı,plazma kan glukoz düzeyinin yükselmesidir. Ayrıca; yorgunluk, vücuttaki yaraların geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı cilt,
sık geçirilen enfeksiyonlar, bulanık görme, cinsel sorunlar, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ağız kuruluğu görülebilir.Tip 2 diyabetin nedeni tip 1 diyabette olduğu gibi tam bilinmemektedir. Fakat bazı risk gruplarında görülme ihtimali daha yüksektir.
Risk Grupları Nelerdir?
Yaşı 40 ve üzeri olanlar, şişmanlar, ailede başka diyabet hastalığı bulunanlar, gebelik sırasında diyabet gelişen 4,5 kg’dan daha ağır bebek doğuranlar, bir hastalığın veya yaralanmanın stresini yaşayanlar, stresli bir hayatı olanlar, beslenme alışkanlığı bozuk olanlar risk grubundadır.
Bu risk faktörlerinden en az iki tanesi varsa mutlaka diyabet taraması yapılmalıdır. Tip 2 diyabetin tedavisi diyet, egzersiz, eğitim ve gerekiyorsa ağızdan antidiyabetik ilaçlar veya insülin ile yapılmaktadır. Bu hastalığın tedavisi ömür boyu devam etmektedir. Bu sebeple tedavi endokrinoloji, diyabet ve metabolizma uzmanı ve diyetisyen ve diyabet hemşiresi tarafından planlanması hastalık komplikasyonlarının (istenmeyen durumların) önlenmesi açısından çok önemlidir.
Diyabet Hastalığı komplikasyonlu (istenmeyen durumların ortaya çıkabildiği) bir hastalık olduğu için dikkatli olmayı ve önceden tedbir almayı gerektirmektedir?
Diyabet Hakkında Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?
Diyabetik komplikasyonlar (istenmeyen durumlar), diyabetin sebep olduğu kronik (tamamen iyileşmesi mümkün olmayan) durumlardır. İki gruba ayrılmaktadır: Yakın dönem komplikasyonları ve uzun dönem komplikasyonları olarak ele alınabilir.
Yakın Dönem (Akut) Komplikasyonları Nelerdir?
•Düşük kan şekeri (hipoglisemi) : Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı sonucu) kişi normal fonksiyonlarını yapamaz. Hipoglisemi, biraz şeker almakla hızla düzelir.
• Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.
• Laktik asidoz: Laktik asidoz, vücutta laktik asit birikmesidir. Hücreler enerji olarak glukoz dışı yakıt kullandıklarında laktik asit yaparlar. Eğer çok fazla laktik asit vücutta kalırsa, denge bozulur ve kişi kendini rahatsız hissetmeye başlar. Daha az sıklıkta görülen bu durum, esas olarak tip 2 diyabetli kişileri etkiler.
• Bakteriyel / fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.
Uzun Dönem (Kronik) Komplikasyonları Nelerdir?
Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder.
• Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.
• Göz hastalığı: Göz hastalığı ya da retinopati, yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2'si kör olurken,
• % 10'unda ağır görme bozukluğu gelişir.
• Böbrek hastalığı: Böbrek hastalığı ya da nefropati, diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1 diyabetli kişilerin % 40'ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır böbrek hastalığı gelişebilir.
• Sinir hastalığı: Diyabetik sinir hastalığı ya da nöropati diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.
• Kardiovasküler hastalık: Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve bu nöropatiyle beraber amputasyona yol açabilir.