Elvada 2009, Merhaba 2010
“Gençliğe güvenip vakit çok erken derken,
Belki evlada bile diyemezsin giderken” ne güzel söylemiş Necip Fazıl Kısakürek…
Hep böyle yapmıyor muyuz? Gençliğimize güvenip her şeyi erteliyoruz ve sonrası malum. Ertelenmiş yarım kalmış hayaller, yaşanmamış hikayeler…
2010’dan beklentilerim;
Düzenli gelen otobüslerim olsun,
Sokağımın çamurlu yolu asfalt olsun,
Evimin yanındaki dere ıslah edilsin,
Her gün ıslanarak beklediğim durakta artık güzel bir durağım olsun,
Çürümüş çöp kutusunun yerine kokmayan bir çöp kutum olsun,
Elektriklerim daha az kesilsin,
Bizim bakkal da gazete satsın,
Evdeki bilgisayarım bozuk büyükşehir belediyesi tüm tasarımcılara bilgisayar, gazetecilere fotoğraf makinesi hediye etsin,
Orkidem bu yılda çiçek açsın,
İnsanlar bir birine daha çok selam versin,
İşten çıkartılmalar son bulsun,
İşçiler çok çalışıp altın bulsun,
Sokakta dilenen insan sayısı daha az olsun,
Trafik polisi daha çok megafonla bağırsın,
At arabalı eskici her gün işyerimin önünden geçsin,
Çiçekleri bedava versinler ki herkes birbirine çiçek versin,
Terzi Ahmet amca, bakkal Hasan dayı, kuaför Ayşe abla daha çok kazansın,
Daha az dükkan kapansın,
Terör örgütüne şehit vermeyelim,
Türkiye’nin yıldızı daha çok parlasın,
Ve ben
Bir martının kanadına takılıp,
Uçsuz bucaksız maviliklerde süzülüp,
Denizaşırı ülkelere gitsem,
Ben yaradanı; yaradan beni mutlu etsin!