Beyaz Kocaeli Gazetesi
Favorilerime Ekle
Haberler - Siyaset

Bildiklerinizi açıklayın!

DSP ilçe Başkanı Murat Zorlu Sönmez, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli senaryolarla yıpratılmaya çalışıldığını, bunun ülkeyi gerdiğini belirterek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un da bildiklerini açıklamasını istedi.

Sönmez, Türkiye’nin en zorlu günlerini yaşadığını, halkın gündemiyle Hükümet’in yarattığı sanal gündemlerin farklı olduğunu belirterek “Türkiye’nin asıl gündemi yoksulluk, işsizlik ve açlıktır. Ancak Hükümet, her gün yeni bir dosya açarak ülkeyi gerçek gündeminden uzaklaştırmak istiyor” dedi.

Türkiye’de her geçen gün uyuşturucu kullanımının arttığını, bu yüzden cezaevlerinde yatanların sayısının 23 bine ulaştığını söyleyen Sönmez, “Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. TBMM bu konunun üzerine gitmeli. Türkiye’de uyuşturucu kullanımı ve satışı neden arttı? Bunun araştırılması gerekir. İktidar bunun üzerine neden gitmiyor? Çünkü uyuşturucunun arkasında egemen bir güç vardır” diye konuştu. Sönmezin açıklamasında şu ifadeler yer aldı.

         YABANCILAR ÜLKEMİZDE MADEN ARIYOR

         Sönmez, Türkiye’de maden arama ruhsatı almak için başvuran

yabancı şirketlerin sayısının son zamanlarda 100’ün üzerinde olduğunu, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi için bu başvuruların yapıldığını anlattı ve “Bunun nedenleri de mutlaka araştırılmalıdır. Arkasında ne vardır, ortaya çıkarılmalıdır” dedi.

         AKP’nin ülke kaynaklarını yabancılara sattığını, çiftçinin geçim kaynağı olan tarımı da çökerttiğini belirten Sönmez, tarım sektörünün çökmesiyle, hammaddeyi işleyen fabrikaların kapasitelerinin de düştüğünü, işten çıkarmaların gündeme geldiğini anlattı. Sönmez, madenciliğin yanısıra, tarım ve hayvancılığın, ülke için önemli katma değerler yarattığını söyledi ve “Ancak ne yazık ki ülkemizde üretime değil, ithalata dayalı bir ekonomi modeli uygulanmaktadır” eleştirisinde bulundu.

         BACAK BACAK ÜSTÜNE ATIYOR AMA ÜLKE ÇIKARLARINI KORUMUYOR

         Sönmez, ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelerin yanısıra, dış politikada da Türkiye’nin zora sokulduğunu, Kıbrıs’ta tavizler verildiğini, Avrupa Birliği hedefinden uzaklaşıldığını anlattı. Verilen tavizler yüzünden, AB sürecinde elde edilen kazanımların bile heba edildiğine dikkat çeken Sönmez, tavizler verilmemiş olsaydı, Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği’nde söz sahibi bir konuma gelmemiş olacağını söyledi.

         Sönmez, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı karşısında bacak bacak üstüne atmasına övgüler yağdırıldığını ancak Erdoğan’ın Bülent Ecevit gibi ulusal duruş sergilemediğini ülke çıkarlarını korumadığını vurguladı.

         HÜKÜMET DEVLETİN ŞEREFİNE SAHİP ÇIKSIN

Elazığ Valisi Muammer Erol’un, “Gidip de Amerika Devlet Başkanı’nın karşısında 1 milyon için hazır duran bir Başbakan istemiyorum. Ben ‘one minute’ diyen bir Başbakan istiyorum” sözlerini eleştiren Sönmez, Erol’u istifaya davet etti. Sönmez, DSP’li milletvekillerinin konuyu Meclis gündemine taşıyacağını belirterek şunları söyledi:

         “Elazığ Valisi istifa etmelidir. İstifa etmiyorsa, Hükümet görevden almalıdır. İktidar partisi devletin şerefine sahip çıkmalıdır, çıkmıyorsa istifa etmelidir. Pişmiş kelle gibi o açıklamayı yapan Vali’nin, bizleri inciten o Vali’nin görevden alınması gerekir. Yoksa bir gün, onların başbakanlık yaptığı dönemi, başkaları da başka şekilde anlatır. Ecevit bu ülkenin tek karış toprağını satmadı, sattırtmadı. Biz o Vali görevden alınıncaya kadar bu konudaki tepkimizi sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir başbakanına bu sözleri sarf edebilen bu Vali’ye kimse alkış tutmamalıdır. Eğer görevden alınmazsa, bu konuda DSP ciddi bir eylem planı ortaya koyacaktır. Bu Vali Türkiye’nin yüz karasıdır. Bu olaya Cumhurbaşkanı da el koymalıdır. Bu konuyu sürekli TBMM gündemine getireceğiz. Bu yalnız DSP’nin derdi değildir. Vali bu fütursuzluk için acaba Amerika’dan mı cesaret alıyor?”

         2007 SEÇİMİ İPTAL EDİLMELİ

         Türkiye’de valilerin hiçbir dönemde bu ölçüde devlet geleneğine aykırı tutumlar içinde olmadığına işaret eden Sönmez, Tunceli Valisi’nin Seçim Yasası’na aykırı davrandığı için ceza aldığını anımsattı. Sönmez, “Tunceli Valisi hüküm giydi. Eğer Yargıtay 4. Ceza Dairesi bir valiyi seçim yasasına aykırı davranmaktan dolayı suçlu bulup ceza veriyorsa 2007 seçimlerinin de  iptal edilmesi gerekmez mi?” diye sordu.

         Tunceli Valisi ile ilgili davanın, Türkiye’nin seçim sistemini de tartışmaya açtığını kaydeden Sönmez, “Bu dava ibretliktir. Bugünkü iktidarın neler yapabileceğinin göstergesidir, ispatıdır.

         TÜRKİYE İKTİDAR ELİYLE HANÇERLENİYOR

         Sönmez, Hükümet’in icraatlarının her geçen gün ülkenin birlik ve beraberliğini de tartışmalı hale getirdiğini, eğitim sistemindeki aksaklıkların da bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Milli Eğitim sistemindeki yanlış politikalar yüzünden, öğrencilerin öğretmen beklediğini, öğretmenlerin ise atamalarının yapılamadığını kaydeden Sönmez, AKP’nin atadığı yandaş idarecilerin, Türkiye’yi bölen haritaların dağıtımına göz yumduğunu ifade etti. Sönmez, bu kişilerin hala görevi başında bulunduğuna dikkat çekti ve “İktidar bunları hoşgörüyle karşılıyor ve ‘hata’ diyor. Bu, Türkiye’nin iktidar eliyle hançerlendiğinin göstergesidir” dedi.

         HİTLER DE SEÇİM YOLUYLA GELMİŞTİ

         AKP iktidarının Türkiye’de dikta rejimini oturtmaya çalıştığını, ‘demokrasi’ adı altında ülkede baskı rejimi kurmak istediğini anlatan Sönmez, “Hepimiz biliyoruz ki Hitler de demokratik bir mekanizma olan seçimle iktidara gelmişti. Ancak yavaş yavaş demokratik mekanizmaları ortadan kaldırdı ve dikta rejimi kurdu. Bugün AKP de Türkiye’yi bu hale getirmeye çalışıyor” görüşünü dile getirdi.

         TEKEL’İN SATIŞI İNCELENMELİ

         Sönmez, AKP’nin, demokratik bir rejimin araçları olan sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri ve sendikaları sindirmeye çalıştığını söyledi ve AKP’nin, Genel Başkanımıza,  Kocaeli’de yaptığı bir konuşmadan dolayı tazminat davası açtığını anımsattı. Hükümet’in ‘sindirme’ politikasının bir göstergesinin de Tekel işçilerine yapılan baskı olduğunu söyleyen Sönmez, Tekel’in özelleştirilmesi sürecini anlattı. Sönmez,  Genel Başkanımız Devlet Bakanı iken Tekel’in özelleştirilmesine strateji vermediğini, Tekel’in özelleştirilme sürecini tıkadığını biliyoruz

“Biz Tekel’in özelleştirilmesi için strateji vermemiştik. Sayın Başbakan özelleştirmenin bırakın stratejisini vermemeyi, Tekel’in satışını gündeme getirdi ve ardından sigara fabrikaları satıldı. Bu satıştan kimlerin cebine ne kadar para girmiş, bu incelenmeli. Türkiye’yi zarara sokanlardan hesap sorulması gerekir.”

Sönmez, 57. Hükümet döneminde işçilerin burnunun bile kanatılmadığını, 4C uygulamasının, 2004 yılında AKP iktidarında başlatıldığını bildirdi ve “Bu işin iç yüzü saklanıyor. Benzer olaylar, Türkiye’nin her yerinde ortaya çıkmaktadır. İşçilerimizi işsiz bırakan kim? Hükümet! Özelleştirmeyi yapıyorsun, çalışan insanları işsiz bırakıyorsun, sonrada ‘Yan gelip yatıyor, para alıyorlar’ diyorsun. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” diye konuştu.

ECEVİT’SİZ İKTİDAR İSTENİYORDU

Sönmez, 2002 yılında ''Ecevit'siz, DSP'siz ve MHP'siz bir iktidar oluşturulmak istendiğini'' ve “Balyoz Darbe Planı”nın DSP'ye karşı düzenlendiğini söyledi. Sönmez o dönemi ve Ecevit’le ilgili durumu şöyle anlattı:

 “Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden biri de Balyoz darbesiyle bağlantılı olmak üzere, Bülent Ecevit’in hastanede başına gelenler ve sonrasıdır. Hastanede yanında iki kişi vardı. Biri Genel Başkanım Masun TÜTKER  birisi de eski Afyon Milletvekili Gaffar Yakın’dı. Hastanede bir şeyler oldu. Başlangıçta kasıtlı olmadı. Sayın Ecevit, 2001 sonunda, Hindistan’a gitmeden önce hastalandı ve olağanüstü bir kurultayla parti yönetiminden ayrılmak istedi ama kortizon tedavisiyle kısmen iyileştirildi.

 Hindistan’a gidip geldikten sonra hem DSP’nin hem MHP’nin başına gelen iş,  Irak savaşıdır. Rahmetli Ecevit önce Ocak ayında Amerika’da Irak’a Türkiye üzerinden asker geçirilmesine ‘hayır’ dedi. Nisan sonunda da Dick Cheney Türkiye’ye geldi, ona da ‘hayır’ dedi. Olay buradan patladı. Ecevit 5 gün sonra hastalandı.

Ecevit hastanedeyken, Genel Başkanım ve Gaffar Bey vardı. Gaffar Bey aynı zamanda doktor ve röntgen uzmanı. Hastane başhekimine ‘Hiç ayakta film çektiniz mi?’ diye sormuş. O da ‘hayır’ demiş. 10 dakika sonra Mehmet Haberal gelmiş, kızdı ve ‘Ben sizin kanun hazırlamanıza karışıyor muyum ki siz bizim nasıl film çekeceğimize karışıyorsunuz’ demiş . Gaffar Beyde ‘Biliyorsunuz ben röntgen uzmanıyım’ demiş . Aradan bir saat geçti doktor geldi ayakta film çekildi ve gaz olduğu ortaya çıktı. Daha önce ayakta film çekilseymiş, bu anlaşılırmış. Kortizonun bir başka yan etkisi daha varmış,  perfere yaparmış, bütün zarları inceltirmiş. Sayın Ecevit hastaneye yatmadan bir gün önce, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Dedeman Oteli’nde verilen kokteyline katılmıştı. Otelde yediği şey gaz yapmış, o gazı da mr çekilince görülmezmiş, ayakta röntgen çekilince ortaya çıktı. Kim otelde ne verdiyse… Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin yükümlülüğündedir. O gün ona kim pasta ikram etti, bulunması gerekiyor.”

Sönmez, bu olaydan sonra yaşananlara da dikkatle bakmak gerektiğini ifade etti ve “Herkes bugün, ‘Haberal içeride’ diye tenkit ediyor ya, bir bahane bulmaya çalışıyorlar. Sonrası var. Sonrasını yaşadık. Sonrasında, Almanya’da yapılan toplantının ardında, Ecevit’e bir rapor hazırlatıp, ne yapıp yapıp, iş göremez raporuyla o Balyoz darbesini yapmak vardı. Biz bunu her yerde anlattık. Savcılar Balyoz'u araştırıyorlarsa, 2002 yılında Almanya'daki toplantıdan başlayıp araştırsınlar. Almanya'da ne olduğu 2002 yılının o tarihli gazetelerinde var; Ecevit'siz, DSP'siz ve MHP'siz bir hükümet modeli...” diye konuştu.

TSK YIPRATILMAK İSTENİYOR

Konuşmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli senaryolarla yıpratılmaya çalışıldığına da dikkat çeken Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

Amerika yakın bir tarihte yeniden Orta Doğu Projesi’ni devreye sokacak ve güçlü bir Türkiye istemiyor. ‘AKP giderse yeni gelen iktidara yapacaklarımı kabul ettiremezsem bari ordusu zayıflamış olsun’ diyor. Temel amaç, Türkiye’yi güçsüzleştirmek. Başbakan'a sesleniyorum, ordu hakkında ne biliyorsan anlat kardeşim!

Genelkurmay Başkanı'na da sesleniyorum, bildiğin bilgileri bizden saklamaya hakkın yok!  Bize o bilgileri açıklamalısın, bütün halk yönetenin ne mal olduğunu anlasın.”

BİZ TÜRKİYE’Yİ BAŞKALARINA PEŞKEŞ ÇEKMEDİK

DSP’nin, ulusalcı duruşu yüzünden hedef olduğunu kaydeden Sönmez, “Biz Türkiye’yi Amerika’ya ya da başkalarına peşkeş çekmedik. Bunu bildikleri için üzerimize geliyorlar” dedi. Sönmez, DSP’nin solda varlığını sürdüren güçlü ve devrimci bir parti olduğunu, DSP’nin başka partilerle birleşmesini önerenlerin, sağ kökenli kişiler olduğunu anlattı. DSP’nin seçimlere tek başına gireceğini ve DSP çatısı altında politika yapmak isteyenlere kapının açık olduğunu da söyleyen Sönmez, “Bir partinin başka bir partiyle birleşmesine karar vermek, o partiye gönül vermiş tabanın geleceğini, gençlerin geleceğini hiçe saymaktır. DSP Atatürk’ün yolunda Ecevit’in demokratik sol anlayışıyla geliştirdiği, halkçı, ulusalcı ve devrimci bir partidir. DSP devrimci bir partidir ve devrimciliğinden korktukları için büyümeden yok etmek istiyorlar.

 

 

 
Habere yorum yaz Arkadaşına gönder Sayfayı yazdır Bu Haber 686 defa okundu.
15.02.2010
 
Bu haber İçin Yapılan Yorumlar (0)
Bu haber için henüz yorum yapılmadı.
Yorum Gönder
* Adınız Soyadınız:  
E-Posta:
* Yorumunuz:
 
 
Diğer Siyaset Haberleri
SAADET PARTİSİ KOCAELİ İL DİVAN TOPLANTISINDA Dr. Fatih ERBAKAN ÇOŞKUSU
“Bize ihtiyaç var”
En Çok Okunan Haberler
TUNCAY EMİR EĞİTİM KURUMLARI KOCAELİ’NDE BİR İLK GERÇEKLEŞTİRİYOR
Türk mutfağının baştacı kuru fasulye ton balığı ile birleşti SuperFresh Çeşnili Hazır Balık Serisi doğdu
Ülker Metro, dünyada bir ilke imza attı!
Kocaeli’ne modern hal binası
Derince'nin malı deniz mi?
 
Fırsat Ürünü  
Blauer Sweatshirt
54,90 TL
İncele
Anasayfa | İletişim | Künye | Kullanım Şartları Bugünkü Ziyaretçi Sayısı : 161
Copyright © 2009